Dr. Deniz GÖKTAŞ
- 15 Ağu
- 5 dakikada okunur
Yapay zeka teknolojilerinin istihdama etkileri

Geçtiğimiz ay 16 Nobel ödüllü ekonomist ve yapay zeka uzmanı Stanford Digital Lab sitesinde “Hemen harekete geçmeliyiz” başlıklı bir bildiri yayınladı. Bildiri, yapay zekanın önümüzdeki on yıl içinde radikal biçimde daha güçlü hale gelebileceğini ve ekonomide Sanayi Devrimi'nden daha büyük ama çok daha kısa bir zaman diliminde gerçekleşecek benzeri görülmemiş bir dönüşüme yol açabileceğini vurguluyor. Virginia Üniversitesi’nden Anton Korinek bu dönüşümü özellikle vurguluyor: buhar makinesinin, elektriğin ve bilgisayarların topluma uyum sağlamak için on yıllar tanıdığını, ancak yapay zekanın belki de sadece birkaç yıl tanıyabileceğini söylüyor. Korinek’e göre bu hızlı dönüşüm büyük ölçekli iş kayıplarını beraberinde getirebilir ve istihdamı daraltabilir.
Yapay zekanın istihdama etkisini öngörebilmek için geçmişteki büyük teknolojik dönüşümlerin işgücü piyasasını nasıl etkilediğini incelemekte fayda var.
Tarihsel süreç
Teknolojik gelişmeler tarih boyunca çalışma hayatının yapısını ve mesleklerin niteliğini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bunun en önemli örneklerinden biri, 18. ve 19. yüzyıllarda gerçekleşen Sanayi Devrimi'dir. Buhar gücünün ve mekanik üretimin yaygınlaşması, üretimde insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltırken fabrikaların, şehirleşmenin ve ücretli işçiliğin gelişmesini hızlandırmıştır. 19. yüzyılın sonlarından itibaren elektrik, seri üretim ve içten yanmalı motorların kullanılması ise üretim, ulaşım ve iletişim alanlarında yeni bir dönüşüm yaratmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında bilgisayarların ve bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte ise özellikle hesaplama, veri işleme ve büro işlerinin önemli bir bölümü otomatikleştirilmiştir. Bununla birlikte, tarihsel deneyim teknolojinin yalnızca mevcut meslekleri ortadan kaldırmadığını, aynı zamanda yeni sektörler ve meslekler yarattığını göstermektedir. Örneğin, bilgisayarın iş hayatında kullanımı bazı rutin büro işlerinin önemini azaltırken, yazılım geliştiriciliği, veri analistliği ve bilişim teknolojileri uzmanlığı gibi daha önce bulunmayan veya oldukça sınırlı olan mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dolayısıyla teknolojik gelişmenin tarihsel etkisi, basitçe "insanın yerine makinelerin geçmesi" olarak değil, işgücünün yapısının ve yapılan işlerin yeniden düzenlenmesi olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda etki bir ikame etkisi değil, tamamlayıcılık etkisidir.
21. yüzyılın ilk çeyreğinde otomasyon ve dijitalleşme teknolojilerinin imalat endüstrisinde ve hizmet sektöründe etkileri gözlendi ve bu gelişme Endüstri 4.0 olarak adlandırıldı. Bu teknolojiler çoğunlukla kol emeğinin yerini almışlardır, ancak otomasyona uğrayan faaliyetlerin yerine farklı görevler ortaya çıkmıştır. Ancak, Ekim 2022’den sonra yaygınlaşan üretken yapay zeka teknolojileri insan zihnin yaptığı işleri de yapmaya başlamıştır. Önceki teknolojik değişimler yüksek vasıf gerektirmeyen işlerdeki istihdamı azaltırken, üretken yapay zeka teknolojisi eğitim ve bilinç gerektiren meslekleri de tehdit etmektedir. Bu durum “Bu sefer farklı mı olacak?” sorusunu gündeme getirmektedir.
Üç farklı raporun sonuçlarına göre bu soruya yanıt aramaya çalışacağız.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2025 raporuna göre, yapay zeka, bilgi işleme teknolojileri, dijital erişimin genişlemesi ve otonom sistemler, özellikle rutin idari görevler içeren destek rollerini olumsuz etkilemektedir. Bu kapsamda en büyük istihdam daralmasının kasiyerler, bilet gişe görevlileri, idari asistanlar ve yönetici sekreterleri gibi büro ve sekreterlik hizmetlerinde yaşanması öngörülmektedir. Benzer şekilde, posta hizmeti memurları, banka veznedarları, veri giriş elemanları, matbaa çalışanları ile muhasebeciler ve denetçiler de en hızlı istihdam azalışına maruz kalacakları tahmin edilen meslekler arasında yer almaktadır. Ayrıca, üretken yapay zekânın metin ve görsel üretimindeki hızlı gelişimi sebebiyle, daha önceki raporlarda büyüme gösteren grafik tasarımcılar ile hukuk büroları çalışanları de artık yapay zekâ ve dijitalleşmenin doğrudan daralttığı ve gerileme sürecine giren roller arasında sınıflandırılmaktadır.
McKinsey Global Enstitüsü (MGI) raporuna göre, yapay zekâ ve otomasyon teknolojilerinin gelişimi, özellikle rutin ve tekrarlayan görevler, veri toplama ve temel veri işleme içeren meslekleri olumsuz etkileyerek iş gücü talebinde ciddi düşüşlere neden olacaktır. Bu doğrultuda 2030 yılına kadar ofis desteği, müşteri hizmetleri, satış, üretim sektörü ve yiyecek hizmetleri gibi alanlardaki iş gücü talebinde büyük daralmalar öngörülmektedir. Bu rollerin yüksek oranda monoton görevler barındırması ve temel veri işleme, temel okuryazarlık ya da basit iletişim gibi otomasyona karşı son derece hassas temel bilişsel becerilere dayanması, bu işlerin yapa zeka tarafından yerine getirilmesini mümkün hale getirmektedir. Sonuç olarak, bu gelişmelerden çok düşük ücret dilimlerinde yer alan ve daha az eğitim seviyesine sahip çalışanların etkileneceği; bu kişilerin işgücü piyasasında kalabilmek için daha gelişmiş sosyal, duygusal ve teknolojik beceriler edinerek yüksek ücretli mesleklere geçiş yapmak (mesleki dönüşüm yaşamak) zorunda kalacakları vurgulanmaktadır.
Ramp & Revelio (AI Jobs Impact 2026) raporu, yapay zeka kullanımının şirket içi istihdam üzerindeki tahmini etkileri yerine gerçek firma verileri üzerinden incelememiş ve yapay zekânın sanılanın aksine kitlesel iş kayıplarına yol açmadığını ortaya koymuştur. Raporda değinilen geçmiş çalışmalara ait bulgular, ChatGPT lansmanı sonrasında yapay zekâya en çok maruz kalan mesleklerde 22-25 yaş arası genç çalışanların istihdamında yaklaşık yüzde 16'lık bir düşüş tahmin etse de Ramp & Revelio'nun gerçek firma düzeyindeki analizi bu kaygıları desteklememektedir. Araştırma bulgularına göre, yapay zekâyı benimseyen firmalar iş güçlerini daraltmak yerine genişletmekte ve yeniden organize etmektedir; nitekim bu firmalarda yapay zekâ adaptasyonu sonrasında mühendislik (giriş seviyesi dahil), satış, pazarlama, finans, büro ve idari işler ve bilim insanı pozisyonlarındaki çalışan sayısında anlamlı istihdam artışları kaydedilmiştir. Bu doğrultuda rapor, incelenen bu meslek gruplarının doğrudan bir "tehdit veya tehlike altında" olmadığını, aksine yapay zekanın firmaların verimliliğini ve ölçeğini büyüterek bu departmanlardaki toplam istihdamı artıran bir unsur olarak rol oynadığını savunmaktadır.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2025, McKinsey Global Enstitüsü (MGI) ve Ramp-Revelio (2026) raporları; yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin küresel iş gücü piyasalarını kökten dönüştürdüğünü, ancak bu değişimin kitlesel işsizlik yaratmaktan ziyade derin bir yapısal dönüşüm, organizasyonel büyüme ve beceri değişimi getirdiğini göstermektedir. WEF 2025 raporu, teknolojik gelişmeler, yeşil dönüşüm ve demografik değişimler gibi makro trendlerin iş dünyasını dönüştürdüğünü vurgularken, çalışanların temel becerilerinin hızlı bir değişim (beceri istikrarsızlığı) içinde olduğunu ve analitik düşünme, esneklik ile dayanıklılık gibi becerilerin belirleyici hale geldiğini belirtmektedir. McKinsey raporu, üretken yapay zekânın katkısıyla 2030 yılına kadar çalışma saatlerinin yüzde 30 kadarının otomasyona uğrayacağını tahmin ederek, iş gücü talebinin rutin ofis ve idari destek rollerinden STEM ve sağlık gibi yüksek ücretli uzmanlık alanlarına kayacağını, bu süreçte çalışanların acilen teknolojik ve sosyal-duygusal becerilerini yükseltmesi gerektiğini savunmaktadır. Gerçek firma verilerine dayanan Ramp-Revelio çalışması ise yapay zekayı yüksek yoğunlukta benimseyen şirketlerin iş gücünü daraltmadığını; aksine verimlilik artışı ve yeniden yapılanma sayesinde mühendislik, satış, idari işler ve müşteri hizmetleri dahil neredeyse tüm departmanlarda toplam istihdam edilen kişi sayısını ortalama yüzde 10 oranında artırdığını ortaya koymaktadır.
Yapay zeka veya üretken yapay zeka insanların işlerini ellerinden alacaksa, bu etki mevcut çalışanlarda değil, yeni işgücünde gözlenebilir. Bir başka ifadeyle, emekli olan çalışanların yerine yeni personel istihdam edilmez. İş dünyasında giriş düzeyinde personel adaylarının işe alımının azaldığına dair göstergeler mevcut olsa da, Ramp-Revelio raporu bu konuda sektör düzeyinde de yapay zekanın istihdamı azaltmadığı eğilimine dikkat çekmektedir.
Bu yazıda bahsedilen üç rapor yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisi konusunda farklı sonuçlara işaret etmektedir. Bu raporlarda adı geçen işleri sadece teknik olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir. Muhasebe, hukuk ve mütercimlik meslekleri devletlerin verdiği onaylama yetkisini taşırlar. Bu yönleriyle yapay zekaya karşı dirençli olabilirler. Bu raporlarda resesyon ve sektörel genişleme/daralma gibi konjonktürel etkiler yeterince dikkate alınmamış olabilir. Teknolojik dönüşümün yarattığı işsizlik ise yapısaldır. İşsizlik ise çoğu zaman yapısal olmaktan ziyade konjonktüreldir. Giriş düzeyinde işe alımların azalması geçici bir duruma, bir başka ifadeyle, konjonktüre bağlı olabilir.




Yorumlar