top of page

Soner ZORLUOĞLU

  • 1 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Bayram Bitti, Gerçek Gündem Başladı


Bayram Bitti, Gerçek Gündem Başladı


Dokuz günlük bayram tatili sona erdi ama ekonomi hiçbir zaman tatile çıkmadı.


Türkiye yeni haftaya sadece piyasalarla değil, aynı zamanda ciddi bir güven sınavıyla başladı. Bir tarafta yabancı yatırımcıların pozisyon değişiklikleri, diğer tarafta içeride yükselen siyasi tansiyon…

Ve tam ortasında yön arayan bir ekonomi.


Son günlerde ekonomi çevrelerinde en çok konuşulan başlıklardan biri JPMorgan ve Bank of America’nın Türkiye pozisyonları oldu.

Kimi “yabancı kaçıyor” dedi, kimi “kriz geliyor” yorumları yaptı.

Oysa mesele biraz daha farklı.


Aslında yabancı yatırımcı tamamen çıkmıyor.

Sadece uzun vadeli bakmayı bırakıyor.


Bu çok kritik bir detay.


Çünkü yatırımcı bir ülkede kalır ama vadesini kısaltıyorsa, orada geleceği net göremiyor demektir.

Bugün Türkiye ekonomisinde yaşanan temel sorun da tam olarak bu:

Belirsizlik.


Yabancı yatırımcı artık uzun soluklu hikâyeler değil, kısa vadeli fırsatlar arıyor. Çünkü kimse önümüzdeki altı ayı net okuyamıyor.


Faiz politikası ne olacak?

Kur baskısı artacak mı?

Yeni vergiler gelir mi?

Erken seçim ihtimali masaya gelir mi?

Ortadooks ekonomi devam edecek mi?


Piyasa artık sadece rakamlara değil, siyasi iklime de bakıyor.


Özellikle son dönemde enerji fiyatlarıyla ilgili gelişmeler de riskleri büyütüyor. Ortadoğu’da yükselen tansiyon ve Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlikler petrol fiyatlarını yeniden dünya gündeminin merkezine taşıdı.


Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi için bu durum ciddi bir baskı oluşturuyor. Çünkü petrol yükseldiğinde yalnızca akaryakıt zamlanmıyor;

üretim maliyetleri artıyor,

ulaşım pahalanıyor,

enflasyon yeniden hız kazanıyor.


Vatandaş bunu önce pompada hissediyor, sonra markette.


Ekonominin en kırılgan noktası da tam burada başlıyor:

Güven.


Bugün ekonomi yönetiminin elindeki en büyük avantaj, vatandaşın henüz panik halinde dövize yönelmemiş olması.

Geçmiş yıllarda benzer atmosferlerde döviz bürolarının önünde kuyruklar oluşurdu.

Şimdilik böyle bir görüntü yok.


Ama bu denge çok hassas.


Çünkü ekonomi bazen rakamlarla değil, psikolojiyle yönetilir.

İnsanlar yarından korkmaya başladığında piyasaların dengesi bir anda değişebilir.


Önümüzdeki günlerde açıklanacak enflasyon verileri, Merkez Bankası’nın faiz kararı ve siyasi atmosferin seyri piyasaların yönünü belirleyecek.

Özellikle faiz konusunda atılacak adımlar yalnızca ekonomi çevreleri için değil, vatandaşın günlük hayatı açısından da kritik önemde.


Çünkü artık Türkiye’de ekonomi yalnızca uzmanların konuştuğu bir alan olmaktan çıktı. Market fiyatlarından kiralara, kredi faizlerinden otomobil fiyatlarına kadar herkes ekonominin tam ortasında yaşıyor.


Bir başka gerçek daha var:

Türkiye hâlâ güçlü potansiyele sahip bir ülke.


Turizm gelirleri artıyor.

Üretim kapasitesi güçlü.


Genç nüfus hâlâ önemli bir avantaj.

Ancak bütün bunların sürdürülebilir olması için en önemli ihtiyaç istikrar.


Çünkü yatırımcı da vatandaş da aynı şeyi istiyor:

Önünü görebilmek.


Bugün piyasalarda asıl eksik olan şey para değil, güven duygusu.


Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şu:

Ekonomi bazen rakamlarla toparlanır ama güven kaybolduğunda onu geri kazanmak çok daha uzun sürer.




Soner ZORLUOĞLU

 
 
 

Yorumlar


bottom of page