top of page

Dr. Deniz GÖKTAŞ

7 Tem
3 dakikada okunur

Yüksek enflasyonda istikrar


Dr. Deniz GÖKTAŞ

Haziran ayı enflasyon oranı geçen hafta açıklandı. Aylık %0,99 olarak ilan edilen enflasyon oranı, geçen yılın haziran ayına göre yıllık bazda %32,11 olarak ölçüldü.  Haziran ayında taze meyve-sebze grubu, giyim ve ulaştırma kalemleri enflasyonu düşürücü yönde etki etti; konut, lokanta ve oteller aylık enflasyonu yukarı çekti.


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Haziran 2023'te göreve başlamasıyla uygulamaya başlayan dezenflasyon programı, üç yılın sonunda hedeflenen tek haneli veya düşük çift haneli enflasyona değil, yüzde 30 civarında yatay seyreden bir istikrara ulaşmış görünüyor. Bu durum, programın tamamen başarısız olduğu anlamına gelmiyor; zira 2022'de yüzde 85,51'e, 2023 sonunda yüzde 64,77'ye kadar çıkan yıllık enflasyon 2024 yılı yüzde 44,38 ile kapanmış, 2025 yıl sonunda yüzde 30,89 seviyesine gerilemişti. Ne var ki 2026'ya girerken beklenen kalıcı düşüş gerçekleşmedi. Bu yükselişte özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enerji fiyat şoku belirleyici oldu. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, enflasyon 2025 yılının temmuz ayından itibaren 12 aydır yüzde 30 ile 35 arasında seyretmektedir. Son bir yılın en düşük enflasyon oranı 2026 ocak ayında ölçüldü. Nisan ayında enflasyon yeniden artışa geçmiş ve mayısta yüzde 32,37'ye yükselmişti.  Ekonomi tarihinde birçok ülkede enflasyonu belirli bir orana kadar düşürmek kolay olmuştur, ancak bir noktada enflasyon direnç göstermektedir. Türkiye’de enflasyon oranını yüzde 70’ten 35’e düşürmek, 35’ten 20’ye düşürmeye göre daha kolay olmuştur. Şimdilik bu direnç seviyesi %30’lardadır.


Dr. Deniz GÖKTAŞ

Enflasyonun yüzde 30 bandında gösterdiği direncin arkasındaki temel etkenler hizmet ve kira kalemlerindeki katılık ile gıda fiyatlarındaki yapısal oynaklık olarak sıralanabilir. Bu etkenler para politikasının sıkı duruşuna rağmen dezenflasyonu yavaşlatıyor. Nitekim önceki aylara göre daha düşük gelen haziran verisi, Merkez Bankası'nın mart ayından bu yana sürdürdüğü sıkı politika duruşunu gevşetme döngüsüne yeniden başlayabileceği beklentilerini güçlendirdi.

Yukarıdaki tabloya göre Türkiye’deki fiyat değişimleri beklenen (öngörülen) enflasyon halini almıştır. Beklenen enflasyon, beklenmeyen enflasyon artışlarına göre daha az maliyetli de olsa, gelir vergisi dilimleri, gelir dağılımı ve yatırımların planlaması açısından ekonomiyi olumsuz etkiler.


Aşağıdaki tabloda ise Türkiye ekonomisinin 46 yıllık enflasyon seyri gösterilmektedir. Bu dönemde farklı ekonomik istikrar politikaları uygulanmıştır. Yıl sayısı bu programların kaç yıl uygulandığını göstermektedir. En düşük yıl ise ilgili programda yakalanan en düşük enflasyonun yılını göstermektedir. Söz konusu 46 yıllık döneme ait ortalama enflasyon %40,3 civarındadır. Türkiye’nin güncel enflasyonu bu tarihsel ortalamanın altında da olsa, bu oran benzer gelişmiş ülkelere göre hayli  yüksektir.


Tabloda son 1980 sonrası liberalleşme ve dışa açılma döneminde uygulanan istikrar politikalarında ölçülen ortalama ve en düşük enflasyon oranları yer almaktadır. Ekonomik istikrar politikalarının temel amaçları fiyat istikrarını sağlamak ve/veya işsizliği düşürmektir.  Bu anlamda ekonomik istikrar ile kastedilen yüzde 2’nin üzerinde bir ekonomik büyüme oranı ve ekonomik büyümeyi azaltmayacak bir enflasyon oranıdır.

 

Ekonomik istikrarın temellerinden olan fiyat istikrarı, fiyatların öngörülebilir, beklenen düzeyde artış göstermesi anlamında anlaşılabilir; ancak örneğin her yıl %30 enflasyon öngörülebilir olsa da fiyat istikrarı kavramını karşılamaz. Fiyat istikrarı fiyatlardaki ortalama artış oranının yüzde 1-3 arasında seyretmesi anlamına gelir. Ancak gelişmekte olan ülkeler için bu oran %4–%6 kabul edilebilir.


Dr. Deniz GÖKTAŞ

Tabloda en yüksek enflasyon 1990’lı yıllarda gerçekleşmiştir.  2006 ve 2021 yılları arasındaki dönemlerde Türkiye’de ortalama olarak enflasyon yüzde 10 civarında seyretmiştir. Bu dönem görece fiyat istikrarına yaklaşılan bir dönem olmuştur, ve Türk lirası altı sıfır silinebilmiştir. Son 45 yılın en düşük enflasyon oranına 2009 yılında 2008 Küresel Krizi’nin sonucu olan dış talep daralmasından dolayı ulaşılmıştır ki bu arzulanan bir enflasyon düşürme yöntemi değildir. 2018 yılındaki kur şoku ve 2021 yılında uygulanmaya başlanan negatif reel faiz politikası tekrar eski yüksek enflasyon dönemlerine dönülmüştür.


Türkiye'de iktidarlar değişse, hatta siyasi rejimler dönüşse de enflasyon olgusu tekrar tekrar nüksetmektedir. Yüksek enflasyon, ihracata dönük büyüme stratejisi ve liberalleşme tarihimizin en sık gözlenen semptomu hâline gelmiştir. Bu süreklilik, enflasyonun kaynağının artan talep gibi konjonktürel etkenlerde değil, ekonominin yapısal dinamiklerinde aranması gerektiğini ortaya koymaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page