Soner ZORLUOĞLU
Reklamınız var, peki kimliğiniz?

Kartvizit bastırmayı bir zamanlar kimse tartışmazdı. Üzerinde adımız, unvanımız, şirketimiz ve telefon numaramız bulunurdu. Bir görüşmenin sonunda uzatır, karşımızdaki kişinin bizi hatırlamasını ve gerektiğinde ulaşmasını sağlardık.
Bugün o kartvizitin taşıdığı bilgiler yetersiz kalıyor. İnsanlar yalnızca telefon numaramızı istemiyor. Deneyimimizi, çalışmalarımızı, düşüncelerimizi ve temsil ettiğimiz kurumun geçmişini de öğrenmek istiyor. Kendimiz hakkında anlattıklarımızın bir karşılığını görmek istiyorlar.
Buna rağmen dijital kimliğe hâlâ isteğe bağlı bir tanıtım çalışması gibi yaklaşıyoruz. Vakit bulunursa yapılacak, bütçe kalırsa ilgilenilecek bir iş. Reklam ihtiyacı doğduğunda hatırlanıyor, işler yolundayken erteleniyor.
Bence bu yaklaşımın artık değişmesi gerekiyor. Dijital kimlik, kişilerin ve kurumların temel ihtiyaçları arasında yer almalı.
Bunu söylerken herkesin tanınmış biri olmasını savunmuyorum. Bir insanın toplum önünde ne kadar görünmek istediği kendi kararıdır. Özel hayatını paylaşmak zorunda değildir. Fakat mesleki ve kamusal hayatında üstlendiği kimliğin doğru bilgilerle erişilebilir olması başka bir mesele.
Bir girişimci kurduğu işi anlatabilmeli. Bir meslek sahibi uzmanlığını ortaya koyabilmeli. Bir yönetici hangi sorumlulukları üstlendiğini gösterebilmeli. Marka da yalnızca ürün kataloğuyla yetinmeden, arkasındaki kurumu tarif edebilmeli. Bunlar için şöhrete ihtiyaç yok; bilgiye ihtiyaç var.
Dijital kimlik konusunda bence yeterince konuşmadığımız şey, insanların ve kurumların kendi bilgileri üzerindeki sorumluluğu.
Bir şirket faaliyet alanını değiştirmiş olabilir. Bir uzman yeni bir alanda çalışmaya başlamış, bir yönetici görevinden ayrılmış olabilir. Ancak internette eski bilgiler dolaşmaya devam eder. Güncellenmeyen bir sayfa, bugün sizi yanlış tarif eder. Siz yeni işinizi anlatırken karşınızdaki kişi eski kayda bakıyorsa, iletişime daha baştan bir karışıklık eklenir.
Dolayısıyla dijital kimlik yalnızca görünmek için kurulmaz. Doğru bilinmek için de gerekir.
Bu işin reklamla karıştırılması ise önemli bir hata. Reklamın başlangıç tarihi, bütçesi ve hedefi vardır. Bir kampanya biter, başka bir kampanya başlar. Kişinin veya kurumun kimliği böyle dönemlere bölünemez. Satış kampanyası yürütmediğiniz ayda da şirketiniz vardır. Yeni müşteri aramadığınız dönemde de uzmanlığınız devam eder.
Dijital pazarlama bütçesi ayırmamak anlaşılabilir bir tercihtir. Fakat “Biz kimiz, ne yapıyoruz, hangi deneyime sahibiz?” sorularını cevapsız bırakmanın açıklaması bütçe olamaz. Önce bu bilgilerin önemini kabul etmek gerekir.
Üstelik mesele yalnızca müşteriler değildir. Bir gazeteci görüşünü almak için uzman arar. Bir üniversite konuşmacı belirlemek ister. Bir kurum iş birliği yapacağı şirketi inceler. Genç bir çalışan, başvuracağı işletmenin nasıl bir yer olduğunu anlamaya çalışır. Sizin bilmediğiniz pek çok nedenle hakkınızda bilgiye ihtiyaç duyulur.
Dijital kimliği sadece satışa katkısı üzerinden değerlendirdiğimizde bütün bu ilişkileri dışarıda bırakıyoruz.
Burada özellikle deneyimli insanların bir itirazı oluyor: “Benim kendimi anlatacak zamanım yok.”
Haklı bir yorgunluk olabilir. Günlük işlerin arasında bir yazı hazırlamak, geçmiş çalışmaları düzenlemek, kurumsal bilgileri güncellemek öncelik kazanmayabilir. Ancak önemli gördüğümüz pek çok sorumluluğu zaten tek başımıza yerine getirmiyoruz. Muhasebe, hukuk, tasarım veya iletişim konusunda destek alıyoruz. Dijital kimlik için de bir çalışma düzeni kurulabilir. Sorumluluğu üstlenmek, bütün işi bizzat yapmak anlamına gelmez.
Yalnız bu düzenin amacı sürekli içerik üretmek olmamalı. Kişiyi olduğundan büyük, kurumu olduğundan güçlü göstermeye çalışan bir anlatı kısa sürede inandırıcılığını kaybeder. Eğitim, deneyim, tamamlanan işler, faaliyet alanları ve görüşler açıkça ortaya konulduğunda abartılı sıfatlara daha az ihtiyaç duyulur.
Bir markanın yıllar önce yaptığı projeyi anlatması da yeni mezun bir kişinin hangi alanda yetişmek istediğini belirtmesi de değerlidir. Herkes kendi bulunduğu yerden başlayabilir. Dijital kimlik sahibi olmak için önce kusursuz bir başarı hikâyesi biriktirmek gerekmez.
Bugün Google’ın sizi tanıması gerektiğini söylüyoruz. Bunun sorumluluğunu da yalnızca Google’a bırakamayız. Kendimiz hakkında doğru bilgiyi hazırlamak, erişilebilir kılmak ve güncel tutmak bizim işimiz. İnternette tesadüfen oluşmuş birkaç kayıt, bilinçli biçimde kurulmuş bir kimliğin yerini tutmaz.
Artık dijital kimliği “Bir gün ilgileniriz” listesinden çıkarmak gerekiyor. Kişiler için güncel bir mesleki kayıt, markalar için düzenli bir kurumsal bilgi yapısı oluşturmak işin başlangıcıdır. Yazılar, röportajlar, projeler ve diğer çalışmalar bu temelin üzerine eklenir.
Eskiden kartvizitimizin üzerindeki yanlış telefon numarasını hemen düzeltirdik. Çünkü insanların bize ulaşamayacağını bilirdik.
Bugün bizi eksik ya da yanlış anlatan dijital bilgiler karşısında da aynı dikkati göstermeliyiz.




Yorumlar