Güven üzerine kurulan bir büyüme hikayesi: Valley Realty Türkiye
Valley Realty Türkiye Kurucu Broker'ı Abdülselam İzsiz ile firmanın kuruluş hikayesi ve hedeflerine dair konuştuk.

2011 yılında yaşanan Van Depremi felaketi Abdülselam İzsiz'in hayatında bambaşka bir yol açtı. Deprem sonrasında Çorlu'ya yerleşen İzsiz uzun süre gayrimenkul sektöründe sahada görev aldı. İzsiz'in sahadaki çalışmalarından elde ettiği tecrübe ve müşterilerinde sağladığı güven Valley Realty Türkiye'nin kuruluşunda sağlam temeller oluşturdu. Valley Realty Kurucu Broker'ı Aldülselam İzsiz ile Valley Realty'nin kuruluş süreci, gayrimenkul sektöründeki konumu ve hedeflerine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Valley Realty Türkiye'nin kuruluş fikri nasıl ortaya çıktı?
Valley Realty Türkiye’nin kuruluş fikri, yaklaşık üç aylık kapsamlı bir hazırlık ve araştırma sürecinin sonucunda ortaya çıktı. Kardeşlerimle birlikte sadece bir emlak firması kurmak değil; bizi, vizyonumuzu ve çalışma anlayışımızı en doğru şekilde temsil edecek güçlü ve kurumsal bir marka oluşturmak istedik.
Bu süreçte sektörümüzü detaylı şekilde araştırdık, farklı iş modellerini inceledik ve gayrimenkul sektörünü konu alan yapımları izleyerek dünyadaki kurumsal örneklerden ilham aldık. Firma isminden kurumsal kimliğine, çalışma sisteminden gelecekte ulaşmak istediğimiz noktaya kadar her detayı uzun uzun değerlendirdik.
Sonunda hem gayrimenkul sektörünü güçlü şekilde temsil eden hem de ulusal ve uluslararası ölçekte büyüme hedefimize yakışacağına inandığımız Valley Realty Türkiye markasında karar kıldık.
Valley Realty Türkiye'nin bir aile şirketi olarak kurulması, şirketin kuruluş felsefesini ve iş yapış biçimini nasıl şekillendirdi?
Valley Realty Türkiye’nin bir aile şirketi olarak kurulması, kuruluş felsefemizin temelini güven, dayanışma ve uzun vadeli bakış açısı üzerine inşa etmemizi sağladı. Bizim için aile olmak yalnızca aynı soyadı taşımak değil; aynı hedefe inanmak, sorumluluğu paylaşmak ve birlikte büyümek anlamına geliyor.
Bu anlayışı iş yapış biçimimize de yansıttık. Müşterilerimizle kurduğumuz ilişkilerde güveni, şeffaflığı ve samimiyeti ön planda tutarken; ekip arkadaşlarımızı da bu büyük yapının bir parçası olarak görüyoruz.
Amacımız günü kurtaran ticari ilişkiler kurmak değil, yıllar boyunca güvenle anılacak ve gelecek nesillere aktarılabilecek güçlü, kurumsal ve sürdürülebilir bir marka oluşturmaktır. Valley Realty Türkiye’nin temelinde aileden gelen güven, geleceğinde ise kurumsallık ve büyüme vizyonu vardır.
Markanın ilk günlerinde Valley Realty Türkiye için nasıl bir gelecek hayal ediyordunuz? Bugünkü yapı o ilk hayale ne kadar yakın?
Valley Realty Türkiye’yi kurduğumuz ilk günden itibaren hayalimiz, yalnızca bulunduğumuz bölgede faaliyet gösteren bir gayrimenkul firması olmak değildi. Türkiye’nin farklı şehirlerinde şubeleri bulunan, kurumsal yapısı ve hizmet kalitesiyle güven duyulan güçlü bir marka oluşturmayı hedefledik.
Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, o ilk hayalin önemli adımlarını attığımızı görüyoruz. Büyüyen ekibimiz, gelişen portföyümüz ve farklı bölgelerde attığımız yeni şube adımları bize doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Ancak biz bugünkü noktayı bir sonuç olarak değil, yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz. İlk gün kurduğumuz hayale her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz. Hedefimiz Valley Realty Türkiye’yi önce Türkiye genelinde güçlü bir marka haline getirmek, ardından uluslararası alanda da adından söz ettiren bir gayrimenkul markasına dönüştürmek.
2011 yılında yaşanan Van Depremi’nin hayatınızda önemli bir dönüm noktası olduğunu biliyoruz. Gayrimenkul sektörüne giriş hikayenizi bize anlatabilir misiniz?
2011 yılında yaşanan Van Depremi, hayatımda birçok şeyi yeniden değerlendirmeme neden olan önemli bir dönüm noktasıydı. O dönem yaşadığımız zorluklar, bana hayatın ne kadar hızlı değişebildiğini ve insanın her şartta yeniden ayağa kalkabilmesi gerektiğini öğretti.
Depremin ardından yeni bir başlangıç yaparak Çorlu’ya geldim. Gayrimenkul sektörüyle yolum da bu yeni dönemde kesişti. Başlangıçta bugünlere uzanacak büyük bir hikâyenin ilk adımlarını attığımın belki ben de farkında değildim. Ancak zaman içerisinde sektörü tanıdıkça, insanlarla güvene dayalı ilişkiler kurdukça ve tecrübe kazandıkça gayrimenkulün benim için yalnızca bir meslek değil, uzun vadeli bir yolculuk olduğunu gördüm.
Yıllar içerisinde edindiğim saha tecrübesi, müşteri ilişkileri ve ticari birikim, bugün Valley Realty Türkiye’nin temellerini oluşturan en önemli unsurlardan biri oldu.
Bu nedenle 2011 yılını hayatımda sadece zor bir dönemin tarihi olarak değil; mücadeleyi, yeniden başlamayı ve bugünkü kurumsal yapıya uzanan yolculuğun başlangıcını temsil eden önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum.
Kariyerinizin ilk yıllarında edindiğiniz saha tecrübeleri, bugün yatırım ve değerleme konularındaki yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?
Kariyerimin ilk yıllarında sahada edindiğim tecrübeler, bugün gayrimenkule bakış açımın temelini oluşturdu. Çünkü bu sektörde gerçek bilgi sadece masa başında değil; sahada, müşteriyi dinleyerek, bölgeyi tanıyarak ve piyasanın hareketlerini birebir takip ederek kazanılıyor.
Zaman içerisinde bir gayrimenkulün değerinin yalnızca metrekaresi veya bulunduğu konumla belirlenmediğini öğrendim. Bölgenin gelişim potansiyeli, arz-talep dengesi, ulaşım imkânları, çevredeki projeler ve yatırımın gelecekte sağlayabileceği katma değer de doğru analiz edilmesi gereken önemli unsurlar.
Bugün Valley Realty Türkiye’de bir yatırım fırsatını değerlendirirken yalnızca “Bugünkü değeri nedir?” sorusunu sormuyoruz; “Bu yatırım gelecekte yatırımcımıza ne kazandırabilir?” sorusuna da cevap arıyoruz.
Sahadan gelen tecrübeyi doğru analiz ve kurumsal çalışma anlayışıyla birleştirerek müşterilerimize sadece gayrimenkul sunmak değil, doğru yatırım kararlarında güvenilir bir yol arkadaşı olmak istiyoruz.
Kariyerinizde sizi en fazla zorlayan dönem hangisiydi ve o dönem size ne öğretti?
Kariyerimde beni zorlayan birçok dönem oldu. Ticaretin doğasında inişler, çıkışlar, doğru kararlar kadar yanlış kararlar da var. Ancak benim için en zor dönemler, aynı anda hem ekonomik sorumlulukları yönetmek hem de geleceğe yönelik önemli kararlar almak zorunda kaldığım zamanlardı.
Bu süreçler bana en çok sabırlı olmayı, zor şartlarda soğukkanlı karar vermeyi ve hiçbir başarının tesadüfen oluşmadığını öğretti. Bazen kaybettik, bazen yeniden başlamak zorunda kaldık; fakat her tecrübe bizi daha güçlü ve daha bilinçli hale getirdi.
Bugün geriye baktığımda, yaşadığım zorlukların iş hayatındaki bakış açımı şekillendirdiğini görüyorum. Artık karşılaştığım sorunları bir engel olarak değil, doğru yönetilmesi gereken bir sürecin parçası olarak değerlendiriyorum.
En önemli öğrendiğim şey ise şu oldu: Başarı, hiç düşmemek değil; her düştüğünüzde tecrübenizi yanınıza alarak yeniden ayağa kalkabilmektir.
Sizce Türkiye'deki gayrimenkul sektörünün en önemli yapısal problemi nedir?
Bana göre Türkiye’de gayrimenkul sektörünün en önemli yapısal problemlerinden biri, kurumsallaşma ve standartlaşmanın sektörün tamamında aynı seviyede olmamasıdır. Bunun yanında yüksek faiz oranları, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve serbest piyasada fiyatların hızlı ve zaman zaman öngörülemez şekilde yükselmesi de sektörün önündeki önemli sorunlar arasında yer alıyor.
Özellikle konut kredisi faizlerinin yüksek olduğu dönemlerde vatandaşın konuta erişimi zorlaşıyor, yatırımcıların karar alma süreçleri uzuyor ve piyasadaki hareketlilik doğal olarak etkileniyor. Diğer taraftan serbest piyasada gerçek piyasa verilerinden uzak fiyatlandırmalar, aynı bölgede benzer gayrimenkuller arasında ciddi fiyat farklılıklarının oluşmasına neden olabiliyor.
Bu noktada doğru değerleme ve profesyonel gayrimenkul danışmanlığının önemi daha da artıyor. Biz Valley Realty Türkiye olarak yalnızca bir gayrimenkulün satışına değil; doğru fiyatlandırılmasına, yatırım potansiyelinin analiz edilmesine ve alıcı ile satıcı arasında güvene dayalı, şeffaf bir süreç oluşturulmasına önem veriyoruz.
Türkiye’de gayrimenkul sektörünün; finansmana erişimin kolaylaşması, faizlerin daha sürdürülebilir seviyelere gelmesi, doğru değerleme anlayışının yaygınlaşması ve kurumsal hizmet standartlarının güçlenmesiyle çok daha sağlıklı ve hareketli bir yapıya kavuşacağına inanıyorum.
Valley Realty Türkiye'yi diğer gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden ayıran temel yaklaşım nedir?
Valley Realty Türkiye’yi farklılaştıran temel yaklaşımımız, gayrimenkulü yalnızca alım-satım yapılan bir sektör olarak görmememizdir. Bizim için her portföy bir sorumluluk, her müşteri ise uzun vadeli bir güven ilişkisidir.
Aile şirketinden gelen güven ve samimiyeti, kurumsal bir çalışma sistemiyle birleştiriyoruz. Müşterimize sadece “Bu gayrimenkul satılık” demek yerine; doğru fiyatı nedir, yatırım açısından potansiyeli nedir, bölgenin geleceği nasıl şekillenebilir ve müşterimizin beklentisine gerçekten uygun mu gibi soruların üzerinde duruyoruz.
Aynı zamanda satış işlemi tamamlandığında müşteriyle ilişkimizin bittiğini düşünmüyoruz. Satış öncesinden satış sonrasına kadar ulaşılabilir, şeffaf ve çözüm odaklı bir danışmanlık anlayışı benimsiyoruz.
Kısacası bizim temel yaklaşımımız; gayrimenkul satmak değil, güven oluşturmak ve doğru yatırımı doğru insanla buluşturmaktır. Valley Realty Türkiye markasını büyütürken de bu anlayıştan taviz vermeden ilerlemek istiyoruz.
Bir yatırımcının gayrimenkul satın almadan önce mutlaka cevaplaması gereken üç soru sizce nedir?
Bence bir yatırımcı gayrimenkul satın almadan önce mutlaka kendisine üç temel soru sormalı:
Birincisi: Bu yatırımı neden yapıyorum? Oturum için mi, kira getirisi için mi, kısa vadeli kazanç için mi yoksa uzun vadeli değer artışı için mi? Amaç doğru belirlenmeden doğru gayrimenkulü seçmek oldukça zordur.
İkincisi: Bugünkü fiyatı gerçekten doğru mu? Bir gayrimenkulün satış fiyatından çok, gerçek piyasa değerinin ne olduğu önemlidir. Bölgedeki emsaller, kira getirisi, konum ve arz-talep dengesi mutlaka analiz edilmelidir.
Üçüncüsü: Bu bölgenin ve gayrimenkulün geleceği ne vaat ediyor? Bugün uygun görünen her yatırım yarın kazandırmayabilir. Ulaşım projeleri, yeni yatırımlar, yapılaşma, bölgenin gelişim yönü ve gelecekte oluşabilecek talep iyi değerlendirilmelidir.
Ben her zaman şuna inanıyorum: Gayrimenkulde kazanç çoğu zaman satış yaparken değil, doğru fiyattan ve doğru yerde satın alırken başlar. Bu nedenle yatırım kararının duyguyla değil, doğru analiz ve verilerle verilmesi gerekir.
Yatırımcıların gayrimenkul alırken en sık yaptığı hatalar neler?
Yatırımcıların gayrimenkul alırken en sık yaptığı hataların başında, yalnızca fiyata odaklanmak geliyor. Bir gayrimenkulün ucuz olması, her zaman iyi bir yatırım olduğu anlamına gelmez. Konumu, bölgenin gelişim potansiyeli, kira getirisi, likiditesi ve gelecekteki değer artışı birlikte değerlendirilmelidir.
Bir diğer önemli hata, yeterli araştırma yapmadan ve profesyonel destek almadan karar vermektir. Bazen yatırımcılar çevreden duydukları bilgilerle veya kısa vadeli beklentilerle hareket edebiliyor. Oysa tapu ve imar durumu, gerçek piyasa değeri ve bölgedeki emsal fiyatlar mutlaka incelenmelidir.
Ayrıca yatırımcının bütün bütçesini satın alma bedeline ayırması da doğru olmayabilir. Vergi, tapu, tadilat veya ileride ortaya çıkabilecek diğer maliyetler de hesaba katılmalıdır.
Bizim yaklaşımımız şu: Doğru yatırım, sadece doğru gayrimenkulü bulmak değil; doğru zamanda, doğru fiyattan ve doğru analizle satın almaktır. Bu nedenle yatırımcıların acele etmek yerine araştırarak ve profesyonel danışmanlık alarak karar vermelerini önemsiyoruz.
Bir ekibi yönetirken sizin için en önemli konu nedir: performans, güven, iletişim veya ortak bir vizyon?
Benim için bir ekibi yönetirken en önemli konu güvendir. Çünkü güvenin olmadığı bir yerde sağlıklı iletişim, sürdürülebilir performans ve ortak bir vizyon oluşturmak oldukça zordur.
Ancak güven tek başına yeterli değildir. Her ekip arkadaşının sorumluluğunu bilmesi, işine disiplinle yaklaşması ve ortak hedefler doğrultusunda performans göstermesi gerekir. Ben ekip yönetiminde samimiyet kadar hesap verebilirliğe, özgürlük kadar sorumluluğa da önem veriyorum.
Valley Realty Türkiye’de ekip arkadaşlarımızın yalnızca çalışan değil, markanın büyüme yolculuğunun bir parçası olduğunu hissetmesini istiyoruz. Başarıyı bireysel değil, birlikte elde edilen bir sonuç olarak görüyoruz.
Kısacası benim yönetim anlayışımda güven temeldir, iletişim köprüdür, performans sonuçtur, ortak vizyon ise bizi aynı hedefe taşıyan güçtür.

Geçtiğimiz günlerde 6. Uluslararası Elmas Ödülleri’nde Yılın Gayrimenkul Danışmanlık Markası ödülünü kazandınız. Çalışmalarınızın karşılığını ödüller ile taçlandırmak size neler hissettirdi ve bundan sonrası için nasıl bir motivasyon etkisi olacak?
6. Uluslararası Elmas Ödülleri’nde “Yılın Gayrimenkul Danışmanlık Markası” ödülüne layık görülmek bizim için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı oldu. Çünkü bu ödülü yalnızca şahsıma verilen bir ödül olarak değil, Valley Realty Türkiye ailesinin ortaya koyduğu emeğin, disiplinin ve büyüme vizyonunun bir karşılığı olarak görüyorum.
Markamızı kurarken büyük hedefler koyduk ve kısa sürede önemli bir yol katettik. Verdiğimiz emeğin böyle anlamlı bir ödülle taçlandırılması, doğru yolda ilerlediğimize dair motivasyonumuzu daha da artırdı. Ancak bizim için bu ödül bir varış noktası değil, aynı zamanda bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluktur.
Çünkü ödül almak güzel; asıl önemli olan o başarıyı sürdürülebilir hale getirmek ve her geçen gün üzerine koyabilmektir. Bundan sonraki süreçte daha fazla çalışarak, hizmet kalitemizi yükselterek, ekibimizi ve şube ağımızı güçlendirerek Valley Realty Türkiye’yi ülkemizin güçlü gayrimenkul markalarından biri haline getirmek istiyoruz.
Bu ödül bizim için geçmişte verdiğimiz emeğin bir karşılığı, gelecekte yapacaklarımızın ise başlangıcıdır.




Yorumlar